Şu aralar yine Kore dizilerine takmış durumdayım, bloga pek uğrayamasam da her gün bir bölüm izlemeden uyumuyorum desem yeridir. :) Falling For İnnocence'si tesadüfen buldum, biraz ön yargıyla başlasam da sonunda gerçekten sevdim. Jung Kyung Ho'yu ilk izlediğim dizi diyecektim ki kendisi I am Sorry I Love You'da da oynamış, ama hiçç fark etmedim ben. Ancak bundan sonra diğer dizilerini de izleyeceğim hehe
Selamlar uzun zaman oldu... Bir süre daha da böyle olacağını düşünüyorum ne yazık ki. Ancak bugün kesinlikle ve kesinlikle atlayamayacağım güzellikler için buradayım. Takıntılı bir şekilde "ikizler burcu" sever olduğumdan bahsetmiştim vakti zamanında. Bugün ise tüm bebeklerimin doğum gününü kutlayacağım.
Daha önce Japon versiyonunu izleyip sonunu getirememiştim ama bu diziyi severek izledim. (Oysaki çoğu kişi Japon versiyonunu daha çok sevmiş.) Öncelikle karakterler çok güzeldi, dizinin kurgulanışı da çok ilgi çekiciydi. Özellikle Kang Do Young'un mimikleri harikaydı, süper bir seçim olmuş. Ben Woo Jin ve Do Young'un arasındaki çekişmeyi L ve Kira'ya benzettim. Death Note çok severek izlediğim bir animeydi Liar Game'i de çok sevdim.
Shin Min Ah... Shin Min Ah... Bu kızın ismini söylemeyi seviyorum, tekerleme gibi sanki. Shin Min Ah... :) 31 yaşında olsa da haaalaaa liseli bir kızı canlandıracak sevimlilikte, sanırım Koreli kadın idolüm olabilir kendisi. Bir dizi tamamen yayınlanmadan izlemeyi sevmiyorum çünkü sabırsız biri olduğumdan günleri saymaktan zaman geçmiyor. Bu yüzden ki cümle alem izledikten sonra sonunda ben de o ulvi kişilik mertebesine eriştim: Oh My Venus'ü izledimmmm.
Çoğu kişinin çok severek okuduğu ve koca koca kitapları ardı ardına bitirdiği Ölümcül Oyuncaklar serisinin daha ilk kitabını (Kemikler Şehri) bir türlü bitiremeyen bir tek ben miyim? Oysa ki bu tarz fantastik serileri çok sevdiğimi kaçıncı söyleyişim bilemiyorum. Ancak... bu serinin kitaplarıyla keçilerim bir türlü barışmadı. Yine ancak... filmini sevmiştim ben. (Tamam aslında Jamie'i sevmiştim.) Filmi pek tutmadı ama şimdi dizisine başlamışlar, hadi hayırlısı. Bakalım bu ne kadar sürecek? Dizi şu an 8. bölümde ve ilk sezon filmin bittiği yerde sonra ereceğe benziyor.
Gri'nin Elli tonundan sonra bir hayli dikkat çeken, yetişkinler için yazılmış BDSM içerikli kitaplardan biri Tess'in Gözyaşları. Eğer Elli Ton'u okumuşsanız az çok neden bahsettiğimi biliyorsunuzdur ancak Tess ondan daha... farklı. Kan, tecavüz ne ararsan var kitapta ama Gri'deki aşk yok.
Terry Brooks'un çok sevilen serisinden uyarlama olan bir dizi ile karşınızdayım. Ben daha önce bu seriyi duymamıştım açıkçası, canımın çok sıkıldığı ve Kore yapımından başka bir şeyler izlemek istediğim bir an karşılaştım dizisiyle. Shannara serisinin şu ana kadar yayımlanan 20 kitabı var ve dizi Shannara'nın Elftaşları kitabıyla başlıyor.Fantastik yapımları hep sevmişimdir ve Shannara'daki Yüzüklerin Efendisi tarzını da gerçekten çok sevdim. Karakterler benziyor hatta konu bile benziyor aslında.
Dağınık Anne'nin başlattığı bu güzel etkinliği yapmayı sonunda başardım. ^_^ Bu kadar geç kaldığım için üzgünüm sevgili Dağınık. Öncelikle çok güzel ve ince bir etkinlik olduğunu söylemek istiyorum. Sayesinde birçok yeni blog tanıma imkanı buldum ve böylece de yeni yeni arkadaşlar kazandım. Ve...sıra bana geldi sanırım. Etkinlik başladığından beri düşünüyorum. Kim olsa... kim olsa... kim olsa... Çok da fazla düşünmeme gerek yokmuş aslında :)))
Sonunda!!!! Sonunda en sevdiğim ödül töreni bu gece gerçekleşecek. Diğer ödül törenlerini pek merak etmem ama Oscar, o küçük tuhaf adam nedense hep dikkatimi çekmiştir :) Leonardo Di Caprio Oscar'ı bu kez kapacak mı? (Yazıktır adama ya versinler bir kerecik) Mad Max, diğerlerini sollayacak mı? (Gerçi Marslı da iyiydi ve Diriliş.. Diriliş kesin alır. Ama Mad Max ne olacak? o alsın, severim Charlize'i)
Sevgili Cafe Tigris, 1delinin günlükleri arkadaşımızın başlattığı mime beni de ortak etmiş. Kocaman teşekkür ediyorum. Bu mimi görmüş ve yapmak istemiştim, isabet oldu. Lafı fazla uzatmadan mime geçmek istiyorum.
Bugün hayalinizdeki beyaz ve sağlıklı dişlere en pratik şekilde kavuşma yollarını paylaşacağım. İşte dişlerimi korumamı sağlayan ve rahatça gülümseme nedenim 5 diş temizleme pratiğim :)
Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu
1. Rutinlerinize Uyun
Hayatta en önemli şey sanırım sizin için iyi olan ne varsa alışkanlık haline getirmek. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi aslında kişinin kendisine bakması ve temizliğine dikkat etmesi de önemli. İşte bu yüzden diş temizliği rutinlerinizi belirleyin ve ona uyun.
Her sabah ve gece yatmadan önce dişlerinizi mutlaka fırçalayın! Bu alışkanlığınızı halen kazanamadıysanız bugün zaman kaybetmeden kendiniz ve diş sağlığınız için büyük karar verebilirsiniz.
2. Size Uyanı bulun!
Nasıl ki giydiğiniz kıyafetler tarzınızı yansımadığında kendinizi o kıyafetin içinde yabancı gibi hissediyorsunuz, aslında kişisel bakımlarınız da öyle. Diş ve diş ati yapınıza en uygun fırçayı bularak diş temizliğinizi daha verimli yapabilirsiniz.
3. Kendinize Zaman ayrın!
Bir şeyi yapıyor olmak kadar onu doğru sürede ve doğru şekilde yapmak da çok önemli. Özensiz bir biçimde yaptığınız hiçbir şey tam olmayacaktır. O yüzden dişlerinize ve kendinize zaman ayırın. Bu zamanı doğru fırçalama teknikleriyle yaparsanız emin olun kısa sürede farkı siz de fark edeceksiniz.
4. Bazı Ayrılıklar Çok Güzel!
Vedalar ve ayrılıklar hep can yakar ama aslında bazı ayrılıklar size çok iyi gelebilir :) Nasıl mı? 3 ayda bir diş fırçanızla vedalaşın ve hijyen açısından önemli bu değişikliği bir alışkanlık haline getirin.
5. Yol Arkadaşınızı İyi Seçin!
Geldik en önemli maddeye. Diş fırçanızı seçtiniz, kendinize zaman ayırdınız, her şeyi tam yaptınız ama diş temizliğinde istediğiniz verimi halen alamıyor musunuz? O zaman doğru diş macununu kullanmıyor olabilirsiniz. Bu konudan mustarip olanlara önerim; Procter and Gamble’ın dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana olacak.
Yeni İpana 3D White PERFECTION diş macunu İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu. Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içerir. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekelerin %100’e kadarlık kısmını etkin biçimde çıkarıyor. Ben bu ürünü çok sevdim, satın almak isterim derseniz tıklayınız.
Tüm bu maddeleri eksiksiz yerine getirenler olarak bol bol gülümsemeyi hak ettik sanırım :)
P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. http://www.agizbakimuzmani.com/
Neil Gaiman'ın bol ödüllü kitabı, 2 yaşındaki oğlunu mezarlığın yanında bisiklete binerken görüp aklına düşen ve yazması yaklaşık 20 yılını alan fantastik bir dünyayı anlatıyor.
284 sayfa olan kitap 8 bölümden oluşuyor. Bölümler birbirinden tamamen ayrı olmasa da her bir bölüm farklı bir hikaye gibi işlenmiş ve benim en sevdiğim, 5. bölüm: Ölülerin Dansı. Kitabın konusunu ve bunun işlenişini gerçekten çok beğendim ve içindeki çizimler de kitaba ayrı bir güzellik vermiş.
Sevgili HanHan Asya vakti zamanında beni mimlemişti ama ben biraz tembellik çokça da dışsal sebepler yüzünden bir türlü yapamamıştım bu mimi. (Sadece bunu mu henüz yapmadığım kaç mim var kim bilir.) Fazla lafı uzatmadan sevgili HanHan'a teşekkür edip, geçelim mimimize. Bana benzeyen bir çizgi film karakteri bulmam gerekiyordu ama bana benzeyen bir karakter bulamadım maalesef :) Bu yüzden de olmak istediğimi yazacağım.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun önemli yapıtlarından biri olan Yaban, savaş döneminde yaşananları, insanların ruh hallerini ve bilgisizlik yüzünden düştükleri durumları gözler önüne seriyor. Cihan Harbinden bir kolunu kaybederek sağ çıkan, yedek subay Ahmet Celal'in hikayesidir Yaban. Ahmet Celal, bir paşanın oğluyken savaş sonrasında bir bekleyeni kalmayınca asker arkadaşı Mehmet Ali'nin ardına düşüp onun köyünde yaşamaya başlar. Ancak köylüler; şehirden gelmiş, özü sözü kendilerine benzemeyen, bilgili ve tek kollu bu garip adamı aralarına almaz ve ona "Yaban" derler.
Henüz çok yeni başlayan Tess Gerritsen hayranlığımdan bahsediyorum bir süredir. Ben taktı mı takanlardanım sanırım. Bu yüzden ki, çoğu şeyi çok hızlı harcadığımı düşünüyorum sık sık. Örneğin; bir müziği çok seviyorum günlerce art arda dinliyorum sonra pat diye bırakıyorum ya da bir filmi çok seviyorum yine sayısız kere üst üste izliyorum sonra o kadar da sevmediğime karar veriyorum.
Şimdi ben buna nereden geldim? Tess'den...
Şu aralar sıkı hayranıyım ve umuyorum ki art arta hırsla saldırdığım kitaplarından -sonunu getirmeden- bıkmam.
Cerrah'la başlayan serinin devamı olan Çırak, tıpkı diğeri gibi heyecanlı ve insanı hiç tahmin etmediği yerlere sürüklüyor. Ancak Çıkar'la ilgili bir olumsuz düşüncem var o da çok fazla tıbbi terime yer vermiş olması. Cerrah'da da vardı muhakkak ama bu kitapta biraz fazla dikkatimi çekti diyelim.
Sürekli seanslar çoktan başlamıştı.Doktoru,onun tüm yaşadıklarını hem hatırlayarak hem hiç saklamadan anlatması için, Rhett’le ya da Melanie eşliğinde muayenehanesine geldiklerinde bir başarıya ulaşamayacağını anlamıştı zaten ve çoktan kararını vermişti.Özel odalarda hipnoz seansları yapmak şimdilik ikinci alternatifti.Son geldiklerinde bunu düşündüğünü Melanie’nin kulağına fısıldamıştı. Rhett’den Lexi’nin etkilendiğini ve çeşitli kişilikleriyle tanıştığı için onun yanında garip hissedeceğini ve teşhisinde menfi etki olacağını söylemişti. ’’Rhett’in haberi olmasın.Normal bir gezinti imiş gibi bana getir Lexi’yi dedi. Mell başını ‘’Evet ‘’dercesine öne doğru bir iki kere salladı.Kişilik sapmalarında o ismin altında yaşadıkları gerçek miydi, yoksa hepsi halüsünasyonlardan ibaret miydi?.Bunu kesin öğrenmesi gerekiyordu.Ve tüm isimlerin altındaki gerçek yaşanmışlıkları.
Sevgili Kore Fenomeni çok güzel bir mim yapmış aslında isim vermemiş ama ben kendi üzerime alındım bile. ^_^ Gerçekten çok eğlenceli bir mim yapmasam olmazdı yani.
Selamlar arkadaşlar, Güzel umutlarla başladığımız etkinliğimizde ne yazık ki sıkıntılar yaşıyoruz. Aslında bu durum biraz da benim suçum çünkü kimseyi kırmak istemediğim ve herkese gereğinden fazla güvendiğim için bu etkinliğe her isteyeni kabul etmiştim. Ancak... Günler geçip de hikaye bölümleri artmaya başlayınca 22 blogger arkadaşımdan bazılarını kaybettik. Özel nedenleri olanları tabi ki anlayabiliyorum ama hiç ses seda etmeden gidenler, yazdığım mesajlara karşılık vermeyenler de oldu. Bunun içindir ki listeyi yeniden oluşturmaya karar verdim. Şuan 11. bölümden olan hikayemizde, River, Kalem Kuklası, Neşeli Kitap Vagonu, Dağınık Anne, Kore Fenomeni, Kitap Cumhuriyetim, Her Şeyden Konuşmalı, Kestane Fiyonk, Kağıt Salıncak, Karga ve Kızarkadaşlarımız bölümlerini bitirdiler. Bundan sonraki bölümler için ise aralarında kura çekilecek arkadaşlar; Sevdican, Ece Evren, HanHan Asya, Şym Couture, Esra Yılmaz ve Kitapçı Annem'dir. Etkinliğimizin ismi 17 Blogger 1 Hikaye olarak değişmiştir arkadaşlar.
Bir Kore Hayranının Not Defteri blogunun sahibesi güzel bir hikaye etkinliği başlatmış ve bloggerları konuk yazar olarak ağırlayacağı etkinliğinin başlangıcını benimle yapmak istemiş. Gerçekten çok mutlu oldum. Her bir bölüm, Kore Hayranı ve konuk yazarın beraber yazacağı hikayelerden oluşacak. Güzel bir etkinlik olmasını diliyorum ve beraber yazdığımız ve aynı zamanda hikayenin ilk kısmı olan bölüme hemen geçmek istiyorum.