Menü

Kore DiziJapon DiziKendi KalemimdenKitap Yorumu Melankolik Masallar Mim Kore FilmJapon FilmKendi SesimdenAnime Günlük Mevzular Johnny Deep

Translate

30 Aralık 2015 Çarşamba

Etkinlik: DİLEK ZAMANI





                                 
2016'nın yaklaştığı şu günlerde hepimiz, yepyeni bir yılın getireceği güzellikler için heyecanlıyız herhalde. 

Yeni yılın tüm arkadaşlarımın hayallerini gerçekleştirmesini diliyorum ve birlikten kuvvet doğar hesabı, "Dilek Kardeşliği" etkinliğini başlatmak istiyorum.

Ne kadar çok kişiye ulaşırsak, umut da o kadar artacaktır.

Bu güzel etkinlikte 2 temel kuralımız var:

1. Tüm kalbimizle öncelikle diğer arkadaşlarımızın dileklerinin kabul olmasını istemek.
2. Kendi dileğimizi de altına eklemek.

İsteyen blogger arkadaşlarım benim yazımı bloglarında paylaşırsa çok mutlu olurum. Ya da yazımın linkini de vererek yeni bir yazı yazabilirler böylece daha çok kişiye ulaşacağımızı düşünüyorum.

Öyleyse haydi baylar-bayanlar, sevgili dilek kardeşlerim ^_^ 

Gerekli tüm alet edevatı ben getirdim, siz sadece tüm kalbinizle yanımda olun yeter.

Başlayalım mı o zaman?

25 Aralık 2015 Cuma

Mim #6: MERAK EDİYORUM!



Sevgili Kore Fenomeni ve Deneyimli Anne beni yine uzun uzun zaman önce mimlemişti. Bilgisayarımdaki sorun nedeniyle biraz geç yapıyorum ama kusura bakmayın kızlar artık.

Mim konusu ise tam da şudur; 

"Merak ediyorum!
Takıntılarınızı, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz şeyleri."

Öhömmm öyleyse başlayalım bakalım neler çıkacak, sanırım biraz uzun bir liste olacak benimkisi.

Bakalım ben kimmişim ^_^

24 Aralık 2015 Perşembe

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 14-



BÖLÜM 14: DÜŞ KESİĞİ

“Efendim?” 

Amy yine Robert’ın aradığını düşünerek açtı çalan telefonu, ama duyduğu bir bayan sesiydi…

“Merhaba Amy, ben… Robert’ın kız arkadaşıyım, adım Kristen.”

Amy şaşırmıştı, demek Robert’ın bir de kız arkadaşı vardı. “Beni neden arıyor ki?” diye sordu kendine. Amy’den cevap alamayınca Kristen yineledi.
  
“Amy?”
  
“E..evet. Buradayım.”
  
“Seninle konuşmak istiyorum, tabi eğer vaktin varsa…” Amy bu cümle karşısında daha da şaşırdı.

23 Aralık 2015 Çarşamba

Melankolik Masallar #1





Kaçıp saklanabiliyor insan her şeyden... 
Kendini acıtan, hayatını zorlaştıran, katlanamadığı hatta bırakamadığı her şeyden...

Mutlaka buluyor sığınacak bir kuytu, rüzgarın değmediği -ya da değmeyeceğini sandığı.-

Ama nasıl saklanır kendisinden?

Nasıl bırakıp gidebilir onu bir yerlerde?

Oysaki asıl istediği bu oluyor çoğu zaman kaçarken; kendinden uzaklaşmak ama ne mümkün. 

Gölgesini bırakabilse bir sokak lambasının altına belki daha kolay olacak her şey. Ama biliyor gittiği her yerde tam ardında olduğunu, en karanlık dehlizlerde bile küçücük bir ışık süzmesi yetiyor gerçeği ortaya çıkarmaya. Ne kadar koşarsa o kadar hızlanıyor o da ve ne kadar iterse o kadar bütünü oluyor.

"Alışmalı" diyor bazıları...

"Alışmalı kendinle yaşamaya..."

Sanki aksi mümkünmüş gibi!



21 Aralık 2015 Pazartesi

Listen to your heart...



Çok çok çok eskilerden yaptığım bir video hep yazmak olmuyor birazcık da söyleyelim :)

Listen to your heart..

Kim Hyun Joong eşliğinde :)

Yeni Yıl İçin Alınabilecek En Güzel Hediye

Şimdi yazının başlığına bakıp hemen uçak, araba, sonsuz para diyeceğimi düşünüyorsunuz biliyorum ama bu sefer başka bir hediyeden bahsedeceğim. Yılbaşı yaklaşırken evde aile üyeleri tarafından gizli gizli işler çevrilmeye başlar. Herkes kendi hediyesini en güvenli yere saklamaya çalışır aynı zamanda diğerlerinin hediyelerini bulmaya çalışır. Bu yıl evde yılbaşı için hediyemi biraz erken buldum. Gardırobun en arkasında hışırdayan bir torba içerisinde hediye saklanırsa olmaz.
Neyse ben şu hediye kısmına geçeyim. Daha gelmeyen yılbaşının hediyesi: Oral-B şarjlı diş fırçası. Denemeye çekiniyordum ama hediye gelince keşke daha önce alsaymışım dedim kendi kendime.





Oral-B, profesyonel diş temizleme aletlerinden esinlenerek tasarlamış bu şarjlı diş fırçaları ile mükemmel bir temizlik deneyimi sunuyor. Diş plaklarını temizlemekte manuel fırçalardan çok daha etkili bir sonuç veriyor, ilk kullanımdan sonra bile daha önce sanki hiç bu kadar iyi dişlerimi fırçalamamışım gibi hissettim. Üç boyutlu oynar başlık sayesindeyse normal bir fırçanın yapamayacağı kadar hareket edip, normalde ihmal ettiğimiz ulaşamadığımız yerlere bile ulaşıyor. Fırça başlıkları dişleri tamamen sararak birçok noktaya temas ediyor ve muhteşem sonuçlar almamı sağlıyor.
Ağız bakımına çok önem veren birisi olarak bu benim için en iyi yılbaşı hediyesi oldu. Siz de yeni yılda sevdiklerinize Oral-B şarjlı diş fırçası hediye ederek onları mutlu edebilirsiniz.
Ürünleri incelemek ve yılbaşı indiriminden yararlanmak için tıklayınızBu arada, Burcu Esmersoy'lu videosunu da paylaşmadan duramadım :)

Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Aralık 2015 Pazar

MORTDECAI - Üçkağıtçı




Üçkağıtçı, 2015 yapımı bir Johnyy Depp filmi. Charlie'nin Çikolata Fabrikası, Karanlık Gölgeler'de olduğu gibi karikatürize edilmiş bir tipi canlandırmış ve çok da başarılı.

19 Aralık 2015 Cumartesi

Mim #5: DREAMLAND KORE ^_^




Sevgili Nispetmate (isim baki kalacak ben diyeyim) ortağım Kore Fenomeni beni mimledi uzuuun uzuuun zaman önce hem de :( Ancak elde olmayan nedenlerle şimdi yazabiliyorum ne yazık ki.
Onun yanıtları çok güzeldi bakalım ben neler neler diyeceğim.
Her ne kadar mimin adı "Hayallerimin Ülkesi Kore Hakkında" olsa da mim sadece Kore dizileriyle ilgili. 

Tamam başlıyoruz.

16 Aralık 2015 Çarşamba

Secret Window - GİZLİ PENCERE


Bir Depp filmiyle daha karşınızdayım. Johnnycim, bu sefer psikolojik gerilim türündeki bir filmde sergiliyor hünerlerini. 


Stephen King romanından uyarlama film 2004 yapımı.



Fazla uzatmadan filme geçmek istiyorum.


12 Aralık 2015 Cumartesi

İYİ Kİ DOĞDUM!!!

                             
                                       
Her ne kadar yılların geriye saymasını umut ettiğim zamanlara adım atsam da... Çalsın davullar, zurnalar mutluyum ben ya hu :)

Her yıl şu mumları üflerken bir sonraki yılda ne kadar olgun olacağımı ve ne kadar aklı başında kararlar vereceğimi düşünüyorum.

3 Aralık 2015 Perşembe

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 13-




BÖLÜM 13: BAĞ BOZUMU DÜŞLERİ…

 Tom, arenadaki bir boğa gibi evin içinde dolaşıp duran Robert’a bakıp iç çekti.
  
“İyi ki kırmızı giymemişim.” diye mırıldandı.

“Ne?”dedi Robert kaşlarını çatarak.
  
“Otur artık dostum, sakin ol biraz.” Robert, onun bu rahat tavrı karşısında daha da çok sinirlendi.
  
“Nasıl sakin olayım Tom? Nasıl? Ela, o pislikle beraberken ben nasıl her şey yolundaymış gibi davranayım?”
   
Tom’un müdahalesi, ağzına kadar su dolu bir bardağa eklenen son damla gibiydi, Robert adımlarını sıklaştırdı.

2 Aralık 2015 Çarşamba

Günlük Mevzular- HER ŞEY İYİ OLUR MU GERÇEKTEN?





Bazen hayatın birkaç adım gerisinden gittiğimi düşünüyorum.

Hatta birkaç kilometre...

Zaman akıyor, insanlar akıyor ve ben öylece durup bekliyorum gibi. Doğru zamanlarda doğru tepkiler vermeyi de kaçırıyorum böylece. Ve yanlış zamanlardaki doğru tepkiler konusunda da hiç iyi olmadım zaten.

Kendime şunu soruyorum: "Burası, durduğum bu nokta, olmak isteğim yer değilse; o yer neresi?"

Hep doğruyu düşünüp, doğruyu yaptığın o yer neresi?

Ya da daha iyisi, yapılan yanlışların bile doğrular kadar önemli olduğu o yer neresi? Zaten öyle mi diyorsunuz? Siz hangi masalın pozitif, dürüst, sevecen kahramanıydınız? Tanıyamadım kusura bakmayın.

1 Aralık 2015 Salı

The Man Who Cried - ERKEĞİN GÖZYAŞLARI





İnsanın hayatta en fazla ihtiyacı olan şey üzerine kurulu bir film Erkeğin Gözyaşları... Umudun...

Filmde birçok şey var aslında: ayrılık, kavuşma, hasret, hüzün, savaş, aşk ama daha çok umut... 

Yetenekli müzisyen Oleng Yankovsky ve kızı Fegele, Rusya'nın küçük bir kasabasında yaşar. Ancak Nazi tehdidi yüzünden gittikçe kötüleşen hayatlarını kurtarmanın tek bir yolu vardır: Amerika Rüyası...

Başka seçeneği olmayan Oleng, kendisi ve ailesi için daha iyi bir yaşam umut ederek yola çıkar.

30 Kasım 2015 Pazartesi

PERFECT NUMBER - Suspect X


Aşkınız için en fazla neyi göze alabilirsiniz?
Onun için evinizi, işinizi değiştirebilir misiniz? Ailenizi hiçe sayabilir ya da yüklü mal varlığınızdan vazgeçebilir misiniz? Sanırım bunlar yeterince güçlü değil.

Bir cinayeti üstlenebilir misiniz?
Dahası hayatınızı mahvetmek uğruna cinayet işleyebilir misiniz?

28 Kasım 2015 Cumartesi

Into The Woods- SİHİRLİ ORMAN







Peki ya tüm masallar birbiriyle kesişseydi bir yerlerde...


Mesela... 
Mesela bir ormanda...


Zavallı bir fırıncı ve onun güzeller güzeli karısı...

27 Kasım 2015 Cuma

Mim #4: Ne Söylerdin?


Sevgili Kağıt Salıncak bir süre önce beni mimlemişti. Aradan bu kadar zaman geçtiği için üzgün olduğumu belirtmek istiyorum ama sonunda yazıyorum.

Mimin konusu şöyle: ........... ile karşılaşsan ne söylerdin?
Kağıt Salıncak beni Platon nam-ı diğer Eflatun ile karşılaştırmış, açıkçası bir filozofla karşılaşsam ne derim diye hiç düşünmemiştim.

Benim için biraz zor oldu. :)




26 Kasım 2015 Perşembe

Günlük Mevzular - BLOGGER'DA YORUM SORUNU




Selamlar,

Bugün sizlerle daha önce bazı bloglarda görüp çok hak verdiğim bir konuyu paylaşmak istiyorum.

Blogumu açarken, aklımda böyle bir şey yoktu aslında, yani kendim çalıp kendim oynayacağım bir alan istemiştim sadece. Bu yüzdendir ki, tanıdığım hiç kimseye bir blogum olduğundan bahsetmedim.

"Kimin ne düşündüğü umurumda değil. Ben sadece yazarım." diyordum o zamanlar. Sonraları, diğer blogger arkadaşlarımla tanışmaya başladım.

Sayısız farklı düşünce, çok ilgimi çeken veyahut çekmeyen bir sürü blog... Hepsinin ortak bir özelliği vardı yine de, emek...

25 Kasım 2015 Çarşamba

DÜNYA'NIN 8. HARİKASI --JOHNNY DEPP--



Geçen gün bilmem kaçıncı kez ağzım kulaklarımda Kaptan Jack Sparrow'u izlerken, bu büyük takıntımdan hiç bahsetmediğim geldi aklıma.

Bunu nasıl es geçtim gerçekten bilemiyorum çünkü ben büyük, büyük, büyük bir Johnny Depp hayranıyım. Öyle ki son birkaç filmi hariç hepsi arşivimdedir. 

Daha minicik minicikken, yeteneğiyle karlar yağdıran Edward Scissorhands'e hayran olup çook sonraları onun aslında bembeyaz bir yüz ve makas ellerden oluşan bir ucube yerine insanı mıknatıs misali kendine çeken bir taş olduğunu öğrendiğimde, fark etmeden onun bir numaralı manyağı olmuştum bile :)

Öyleyse her seferinde istemsizce takılıp, ağzımın suları akarak izlediğim Johnny'i benim gözümden görün bir de ^_^

Önemli Not:  Son derece taraflı bir yazıdır.

23 Kasım 2015 Pazartesi

BAY KADERİ'İ BULMAK - Finding Mr. Destiny



Bazen kaderimiz olduğunu düşündüklerimiz, asıl yazılana ulaşmak için bir basamaktır yalnızca...


Gong Yoo'ya olan aşkım (ya da sempatim diyelim) bir çoğumuz gibi Coffee Prince'le başladı. Tuhaf bir şey var bu sincap suratlı herifte, yapım iyi de olsa kötü de olsa bir şekilde izlettiriyor kendini.

Bay Kader'i Bulmak filmi de orta şeker yapımlardan biri. İzlediğinizde yüzünüzde hafiften de olsa gülümseme oluşturacağı kesin ama izlemeseniz ne olur...

Çokta bir şey kaybetmezsiniz açıkçası. ^_^
Yapım olarak bakarsanız tabi. Ancak... ben şu sevimlilikten kendinizi mahrum etmeyin derim iyi de.

21 Kasım 2015 Cumartesi

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 12-




BÖLÜM 12: İÇİMDEN ŞEHİRLER GEÇİYOR…

Mary kahveleri yaparken, neler söyleyeceğini zihninde tasarlamaya uğraşıyordu ama hala ne kadarını söylemesi gerektiğine karar verememişti. Robert’ın, Ela ve Tom’un konuşmalarından haberi olmadığı kesindi ve bunu söyleyip onu en yakınından uzaklaştırmanın ne kadar doğru olacağını bilemiyordu. Hele ki, gözlerinde Tom’a karşı olan bu saf güveni gördükten sonra…
  
“Neden onu düşünüyorum ki! Söyleyip kurtulayım, gerisiyle de onlar uğraşsınlar.” dedi kendine ama bir an sonra yine fikrini değiştirdi.
  
“Mary.” dedi Tom bu sırada, Mary düşüncelerinden güçlükle sıyrılıp ona döndü.
  
“Ben, ben çok pişmanım inan bana. O zamanlar Robert’ın sevgisinin bu kadar büyük olduğunu anlayamamıştım.” diye fısıldadı Tom.
   
Mary gözlerini kıstı. “Senin yüzünden iki hayat mahvoldu. Üç…” dedi ve bir an durduktan sonra ekledi.
  
“Ve senin tek söyleyebileceğin pişmanlığın, üzgünüm Tom ama bu iki buçuk yılı ve… ve bebeği geri getirmiyor!”

20 Kasım 2015 Cuma

SHE WAS PRETTY- İkinci Erkek Sendromu Başlasın!-





Onca yorum ve beğenme nidalarına karşı; şimdi izleyeyim, yok sonra izleyeyim, hadi izleyeyim derken hoop başka film ve dizilere yönelmeler sonunda...
Yaptım! 
Meşhur diziyi izledim ve bir kez daha hayran oldum.

Neye mi?

Bayan karakterlerin çelik gibi iradelerine... Ben olsam o mu, bu mu, o mu, bu mu derken ikisini de başkalarına kaptırıverirdim herhalde.

Ama kız ne yapıyor, güçlü çeldiriciye kulak asmadan hedefine kitleniyor, türlü türlü badireler atlatıp inancını kaybetmiyor ve... ok-keyyy!

Keklik çantada!

18 Kasım 2015 Çarşamba

Günlük Mevzular- MUTLULUK KAYBINDAN ÖLMEK...




Mutsuzluk paçamızdan akıyor...

Kimi görsem üzgün, kafamı nereye çevirsem farklı sesler yükseliyor. Daha bir gün, bir saat hatta bir dakika önce diğeri olmadan nefes bile alamayacağını söyleyen iki kalp bir anda nasıl da uzaklaşıyor birbirinden?

Nerelere saklanıyor o sevgi sözcükleri? O sıcak sarılmalar? Sadece iç yakan kelimeler dökülüyor o anlarda ağızlardan.

Peki ya ne için? 
Anlatamamaktan... Ne kadar çok bağırırırsak o kadar anlatırız sanıyoruz kendimizi, ne kadar sesli söylersek o kadar bilecek ya karşıdaki özümüzü. Veryansın ediyoruz böylece... 

Oysa önce anlamayı öğrenmeli insan,anlatmaktan önce anlayabilmeyi...

Yoksa uzaklaşıyor kalpler... Uzaklaştığı için daha çok bağırıyor insan da. "Beni duy! Ne söylediğimi, ne hissettiğimi anla!"

Amma velakin nafile işler bunlar, önce sen karşıdakini duymadıkça...

16 Kasım 2015 Pazartesi

MİM #4: 200 Yıl Sonra Bugün


Sevgili MariPosa geçenlerde beni mimlemişti. Fakat okuldur, şudur, budur ancak vakit bulabildim. Özürlerimle...

Hayallere dayalı konuları seviyorum bunun içindir ki bu mimi de çok sevmiştim. 200 yıl sonra bir günümüzü anlatacağız. 

Benimki bir günlük sayfası oldu... 
     

13 Kasım 2015 Cuma

Günlük Mevzular - Dikkatsizlik mi, Umursamazlık mı?


Dikkat eksikliği, bulaşıcı bir hastalık gibi gittikçe yayılıyor. Öyle ki, insanlar çoğu zaman etraflarında olup bitenlerden bihaber yaşıyorlar.

Kendilerini dış dünyaya kapatıp sadece kendi problemleriyle uğraştıklarından mı çevreye karşı bu kadar köreliyorlar yoksa algılarını bu denli kısıtlayan umursamazlık mı? Bilemiyorum.

Amma velakin Honkong'da makyaj ustası Sandra Bakker'in yaptığı çalışma, insanlardaki bu sorunun ne kadar üst düzeyde olduğunu kanıtlar nitelikte.

12 Kasım 2015 Perşembe

ELLERİMDEN TUT,YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 11-



BÖLÜM 11: KÖRDÜĞÜM

Robert, direksiyonu sımsıkı tutmuş bir an gözlerini kırpmadan hastanenin çıkış kapısını izliyordu. Tom, huysuzca söylendi.
   
“Kristen, bir mesaj daha göndermiş. Kendi evine gidiyormuş, eminim çok sinirlidir.”
   
Robert, tepki vermedi. Hastaneden çıkıp, o koltuğa oturduğundan beri bir kez bile konuşmamıştı.  
  
“Dostum, gitmeyecek miyiz?”
   
Robert sonunda başını çevirip Tom’a baktı.
   
“Şurada bir taksi durağı var, eğer istiyorsan sen gidebilirsin.” dedi ve kapıyı izlemeye geri döndü. 
   
Dakikalar sonra Tom, umursamaz bir tavırla telefonuyla oynarken söylendi.
   
“Sence, Mary aptal biri mi?”

11 Kasım 2015 Çarşamba

Etkinlik - Hazan Mevsimi



Sevgili deeptone beni çok güzel bir etkinlikte mimlemişti. Öncelikle teşekkür etmek istiyorum bu yüzden.

heybemde fotoğraf blogunun sahibi Ebrar'ın yaptığı bu etkinlik şöyle; 

Linkte bulunan Ebrar'ın çektiği fotoğraflardan birini seçerek hissettiklerimizi yazıyoruz. Aslında yazmayı çok seviyorum ama şu sıralar sanırım köreldim ^_^

Ya da daha da kötüsü ben zaten hep kötüydüm, yazıyorum sanıyordum... Neyse öz eleştiri sırası değil tabi ki. 

3 fotoğraftan sonbaharı seçtim ben ve bir şiir yazmaya çalıştım.

9 Kasım 2015 Pazartesi

Mim... Eğer Bir Gün Johnny Depp'le Karşılaşırsam...




Sevgili Bonghwang beni mimlemiş. Hem de hayal gücünün dibine vuracak ve benim son zamanlarda daha da fazla düşündüğüm konudaki bir mimle :D

Ancak ben bunu biraz değiştirip işi senaryoya vurdum. Muhtemeli değil de olmasını uygun gördüğümü yazdım :)

Mim sahibine özürlerimle...

Gelelim konuya, Johnny'le karşılaşma...

5 Kasım 2015 Perşembe

En Etkileyici 20 Film Müziği


Bazen izlediklerimizden daha fazla kalır hatırımızda dinlediklerimiz. Ya da öylesine bir yerde duysak ilgimizi çekmeyecek bir müzik, filmin sahnesiyle öyle bütünleşir ki büyüler adeta...

Filmleri izledikten sonra defalarca dinlediğim soundtracklerden bahsedeceğim şimdi. Başlık biraz iddialı oldu galiba (: 

Benim için en etkileyici 20 soundtrack diyelim...

Fazla söze ne gerek, haydi başlayalım o zaman.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Günlük Mevzular - GARİP GÜZELLİK ANLAYIŞLARI




Eskiden annem söylerdi bana çok sinirlenince, "Senin bacaklarını kırıcam!Buraya gel çabuk!" O zamanlar, bu bol mecazlı sözün, birilerince bu kadar ciddiye alındığını bilmiyordum tabi ki... 

Uzak Doğu insanını severim, hatta o kadar abartı bir sempatim var ki onlara karşı "Ne olursan ol gel." felsefesine döndürdüm olayı.

Ancak...

Japonların bembeyaz suratlı Geyşalarına okey diyelim,

Kore'nin Amerika rüyasına da,

Ama...

1 Kasım 2015 Pazar

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 10-



BÖLÜM 10: YALANCI BAHAR

Robert’ın bunca zamandır biriktirdiği özlem artık ruhundan taşıyordu. Aklında tek bir düşünce vardı şu an; hızla gidip kendisinin olanı almak ve bir daha asla kollarının arasından çıkmasına izin vermeden, tüm ömrünü onunla birlikte geçirmek.
  
“Kısacık bir ömür…” diye hayıflandı sonra. Nasıl yeterdi ona doymasına? Ela ile öyle dolmuştu ki; onun dışında hiçbir şeyi fark etmiyordu, sanki sadece o vardı koca salonda.
  
Zihni, birbiri ardına gelen düşüncelerle uyuşmuş gibiydi, Tom’un kolundan çekerek onu durdurduğunu anlaması bile birkaç saniyesini aldı. Tuhaf bir ifadeyle arkadaşının yüzüne baktı, bir şeyler söylediğini görebiliyordu ama tek kelimesini anlayamadı.
  
“Bırak beni!” dedi sonunda, huysuzca kıpırdanarak.
  
“Dur, dostum!” Tom, boş bir çabayla onu durdurmaya çalışıyordu.
  
“Tut onu Tom, gitmesine izin verme!” Mary endişeyle haykırıyordu ama Tom, onu daha fazla zapt edemedi. Tom’dan kurtulan Robert, hızla merdivenleri inip dans pistine yöneldi.

30 Ekim 2015 Cuma

FEDAKAR KIZ- Samaritan Girl



2004 yapımı bir Kim Ki Duk filmi Samaria. Ancak alıştığım, az lafla çok şey anlatan filmlerinden daha farklıydı bu film. Her ne kadar Berlin Film Festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü kazandırmış olsa da ben pek beğenmedim yani yönetmenin kendine özgü o mistik havasını pek hissedemedim filmde.


28 Ekim 2015 Çarşamba

KÜÇÜK PRENS-Antonie De Saint- Exupery




" Evrenin bir köşesinde, hiç görmediğimiz bir koyun, bir gülü yedi mi, yemedi mi? Büyük bir gizem."

Yazarının dediği gibi büyüklere yazılmış bir masal Küçük Prens... Ama anlayabilirler mi ki onlar? Fazla düşünceli, fazla telaşlı, fazla meşgul, her şeyin fazlasındandırlar oysa... 

Çocukların içindeki heyecan kalmış mıdır onlarda? Ya hayaller? Mesela fil yutmuş bir boğa yılanı çizsem diyorum. (Çizebilir miyim emin değilim aslında) 

27 Ekim 2015 Salı

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 9-




BÖLÜM 9: Seyduna ve Şahrud…


Mary yavaşça Josh’ın kulağına eğildi.
  
“Her şey hazır değil mi?”
  
Josh, farkında olmadan devamlı bacağını sallıyordu, heyecanı sesine yansıdı. “Her şeyi ayarladım, saat tam 24:00’de şarkı çalmaya başlayacak ve biraz dans ettikten sonra da teklif edeceğim.”
  
Mary kaşlarını çattı ve elini durması için Josh’ın bacağının üzerine koydu. “Tamam, her şey hazır ama sen böyle kendine hakim olamazsan hepsi berbat olacak. Sakin ol biraz.”
  
“Kolaysa sen sakin ol!” dedi Josh ve düşünceli bir ifadeyle günlerdir içini kemiren soruyu soruverdi.
  
“Mary… ya erkense? Yani, iki yıldır tanışıyoruz ama birlikte olmaya başlayalı henüz bir ay oldu. Ben kendimden eminim ama ya Amy? Ona yüklenmek istemiyorum.” Mary sevecen bir gülümsemeyle Josh’a anlayışla baktı bu kez.

26 Ekim 2015 Pazartesi

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 8-


BÖLÜM 8: UMUT ÇAĞIRMA TAHTASI

Angie küçük bir kelebek gibi odalarda gezinip duruyordu. Henüz hiç kimse uyanmamıştı ve dün geceki olayları birilerine anlatmazsa birazdan çatlayacaktı. Sonunda Amy’i uyandırmaya karar verdi, neyse ki Josh dün gece kendi evinde kalmıştı. Yavaşça odaya süzüldü.
   
“Amy…”
   
“Amy, uyan.”
    
Amy güçlükle gözlerin açtı, dün Mary’le film gecesi düzenlemişler ve ancak saat dörde doğru yatağına girebilmişti.
   
“Lanet olsun saat kaç?” dedi huysuzca.
   
“Boş ver şimdi saati, bugün onunla buluşuyorum!” Amy uyku mahmurluğunu henüz üzerinden atamamıştı ve Angie’nin söylediklerinin tek kelimesini anlamıyordu. Angie uzanıp zorla oturmasını sağladı ve getirdiği suyu da burnuna değecek kadar yaklaştırdı. Amy arkadaşının getirdiği suyu içtikten sonra Angie sabırsızca söylendi.
   
“Tamam mı, artık söyleyeceklerimi algılayacak halde misin?”
   
“Tamam.” dedi Amy. “Anlat bakalım neymiş seni bu saatte ayağa diken?” Angie kenara kayması için onu biraz dürtüp yanına oturdu.
   
“Bugün Richard’la buluşuyorum!”

23 Ekim 2015 Cuma

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 7-




BÖLÜM 7: DÜŞ SATICISI

Son zamanlarda Robert ilgisini çeken bir senaryoyla karşılaşmamıştı ve sırf yapmış olmak için bir projede yer almak da istemiyordu. Hem inanmadığı bir role ne kadar adapte olabilirdi ki? Bu yüzden de dinlenmeyi seçmişti. Popülaritesini kaybetmesini istemeyenlerin uyarıları üzerine arada bir Kristen’le dışarıya çıkıp biraz malzeme vermek dışında günlerini yeni gelen senaryoları okuyup, nette gezinerek geçiriyordu.
  
Kristen’le olan ilişkisi de umduğu gibi değildi, ne umduğunu da bilmiyordu aslında. Belki biraz kafasını dağıtıp, yaramaz bir çocuk gibi beyninin içinde oradan oraya koşan düşüncelerden kurtarabilirdi ama olmadı. Hala içten içe Ela’yı yeniden bulacağına inanıyordu.
   
Kristen de bunun farkındaydı ama yanında yatarken hatta bedenlerini hazza teslim ederken bile bu kadar ulaşılmaz, bu kadar kendinden uzak olması onu daha çok cezp ediyordu. Bazen ona kızmak, bağırıp çağırmak istiyordu fakat ne yazık ki tıpkı Robert gibi o da âşıktı.

20 Ekim 2015 Salı

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM...- BÖLÜM 6-




BÖLÜM 6: YENİDEN DOĞMAK… AŞK’A…

Zil çaldığında Amy’nin sabrı tükenmek üzereydi. Hızla koşup kapıyı açarken “Nerede kaldın?” dedi, heyecanla. 
   
“Böyle beklediğini bilseydim, daha hızlı hareket ederdim.”
   
“Josh?” 
   
Amy, Mary yerine karşısında onu görünce ne diyeceğini bilemeden öylece kalakaldı.
   
“Mary sana söylemedi mi?” dedi Josh içeriye girerken, Amy olumsuz anlamda başını salladı.
   
“Bu gece gelemeyecekmiş ve yalnız kalmanı istemediği için beni aradı.”
  

18 Ekim 2015 Pazar

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM... -BÖLÜM 5-



BÖLÜM 5: KAYIP ZAMANLAR GEZGİNİ
 
 Tom’un tüm ısrarlarına rağmen Kristen kendi evine gitmek istediğini söyledi. Robert ise bardan çıktıklarından beri ağzını açıp tek kelime etmemiş, başı önünde öylece düşünüyordu. Sadece bir marketin önünden geçerken kafasını kaldırdı.

“İçecek bir şeyler alalım, Tom.” dedi.

Tom başıyla Robert’ı işaret ederek Kristen’e fısıldadı.
“Lütfen gel, şu an sana çok ihtiyacı var.”

Kristen saatlerdir bastırdığı öfkesini sonunda dışa vurdu. “Onun bana değil, onu terk edip giden şu kıza ihtiyacı var!”

17 Ekim 2015 Cumartesi

Günlük Mevzular- SON'LAR ÜZERİNE


"Hepsi bu kadar... Şimdilik."

Birkaç kişiyi daha öldürdüm. Neyse ki bu -bolca vaat yüklü- "şimdilik" sözü kalbimi ferahlatıyor.

Sonsuza kadar süren romanlar olsun istiyorum. "Onlar erdim muradına... bla bla" diye biterek -içimde koca bir boşluk hissiyle- dakikalarca saf gibi son cümleye baktıranları değil!

İnsan bir kitabı sevdiğinde -hele o bir seri ise- beraber yaşamaya fazlaca alışıyor sanıyorum. İstediği her an, günün her saatinde varlığından mutluluk duyduğu arkadaşlarına koşmak, huzurlu ve mutlu hissettiriyor. Ve biliyor ki o sabırlı ve sadık arkadaşlar, kendi hikayelerini anlatmak için hep onu bekliyor.

Ve her güzel şey gibi bunun da sonu geldiğinde ise...

Aslında en çok kendime kızıyorum. "Biraz daha yavaş! biraz daha...." 

Fark eden bir şey olmuyor aslında, ister bir ister yüz sayfa; ister iki ister on gün sonunda aynı noktaya varıyor işte insan.

Yüzünde aptalca bir ifadeyle son cümleye bakakalıyor...


11 Ekim 2015 Pazar

MASUM ŞEY - Innocent Thing - Thorn


Dün gece izleyecek bir şeyler ararken rastladım bu filme. Açıkçası Close Range Love tarzı bir şey sanmıştım amma...

Ben romantizm beklerken film psikopata bağladı resmen, her karakter birbirinden beter çıktı.

Ama yine de izlenir bir filmdi, çok çok beğendim diyemesem de farklıydı yani. Bu arada film +18 arkadaşlar, bilginize.

10 Ekim 2015 Cumartesi

THE LAST CİNDERELLA



İnanırsa, herkes bir külkedisi olabilir.

"Hadi canım sende!" diyesi geliyor insanın değil mi?

Eh film işte... 
Yoksa nerdeeee iki taş adam bulacaksın da ikisi de aşktan ölüp bitecek, sen de arada kalacaksın. Çok öncelerden görmüş birileri bu rüyayı hatta üstüne bir de şarkı yazmış. "Rüyalar gerçek olsa... bla bla"


Neden hep birini seçmek zorundayız ki?
İkisini de alsak :D
Ama zalım dünya hallerinden soyutlayıp kendini, insan yine de bir mutlu oluyor sanki. "Ya tutarsa." hesabı "ya olursa" diye düşünüp saçma sırıtışlardan alamıyor kendini.

Bu kadar girizgah yeter herhalde. 11 bölümden oluşan dizimiz Son Külkedisi. (Sondan bir önceki mi deselerdi? ee biz ne olacağız o sonsa?)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım : Merve Canbaz