BÖLÜM 1: UYKULARIN DOĞUSU/ yoklar fısıltısı
Tom, bedenini
ağır bir top gibi dağınık yatağın üzerine bırakırken aldığı nefesi huzursuzca
geri verdi. Uzun zamandır bu konu hakkında endişelenmeyi kesmişti, ama yine
oluyordu işte. Tam her şey düzeldi, sevgili arkadaşının (ve tabi dolayısıyla
kendisinin) hayatı düzene girdi demişken; her şey yeniden en başa dönüyordu. Ne kadar çabalarsa çabalasın hep aynı
yere ulaştığı lanet bir labirent gibi…
Elindeki kitabı gürültüyle kapatıp
doğruldu, gözlerini arkadaşının telaşlı
bedenine sabitledi ve sıkmaktan kamaşan dişlerinin arasından tıslar gibi
konuştu:
“Yeter artık Robert, yeter! Anlamak
istemediğin ne bilemiyorum ama neredeyse iki buçuk yıl oldu. Ve bunca zaman
boyunca gelen her saçma ihbarı değerlendirdin. Ama yok işte, yok! gitti! Seni
istemedi ve gitti”