Menü

Kore DiziJapon DiziKendi KalemimdenKitap Yorumu Melankolik Masallar Mim Kore FilmJapon FilmKendi SesimdenAnime Günlük Mevzular Johnny Deep

Translate

30 Haziran 2015 Salı

Fly me to the moon-Frank Sinatra


Çok çok çok sevdiğim şarkılardan biridir kendisi.
Ayrıca You are beautiful'u izleyenler Go Mi Nam ve Hwang Tae'nin sevimli sahnelerini unutmamışlardır sanıyorum (:
Buyrun bakalım buradan...>>>



26 Haziran 2015 Cuma

ELLERİMDEN TUT, YOKSA DÜŞECEĞİM…




BÖLÜM 1: UYKULARIN DOĞUSU/ yoklar fısıltısı



Tom, bedenini ağır bir top gibi dağınık yatağın üzerine bırakırken aldığı nefesi huzursuzca geri verdi. Uzun zamandır bu konu hakkında endişelenmeyi kesmişti, ama yine oluyordu işte. Tam her şey düzeldi, sevgili arkadaşının (ve tabi dolayısıyla kendisinin) hayatı düzene girdi demişken; her şey yeniden en başa dönüyordu. Ne kadar çabalarsa çabalasın hep aynı yere ulaştığı lanet bir labirent gibi…

Elindeki kitabı gürültüyle kapatıp doğruldu,  gözlerini arkadaşının telaşlı bedenine sabitledi ve sıkmaktan kamaşan dişlerinin arasından tıslar gibi konuştu:

“Yeter artık Robert, yeter! Anlamak istemediğin ne bilemiyorum ama neredeyse iki buçuk yıl oldu. Ve bunca zaman boyunca gelen her saçma ihbarı değerlendirdin. Ama yok işte, yok! gitti! Seni istemedi ve gitti”


25 Haziran 2015 Perşembe

Kim Jae Joong-- Mine



Jae Joong'u ve şarkılarını seviyorum. Bunda Hyun Joong'un yakın arkadaşı olmasının da payı var tabi ^-^
İşte bu da kendi sesimden naçizane bir video.
Tüm Jae hayranlarına gelsin, özledik değil mi ?





Sence nasıldı JJ?   (:



23 Haziran 2015 Salı

RÜZGARIN ADI-Patrick Rothfuss (Kral Katili Güncesi: 1. Gün)



" Aklı başında herkesin korktuğu üç şey vardır; fırtınalı bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı bir adamın öfkesi." (sy. 327)

Orijinal adı: The Name of the Wind
Yazar: Patrick Rothfuss
Yayınevi: İthaki Yayınları
Goodreads Puanı: 4,55
Sayfa Sayısı: 736

BENİM ADIM KVOTHE
Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian'la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın kabul ettiğinden daha küçük yaşta Üniversite'den atıldım. Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım.
Belki beni duymuşsunuzdur.


22 Haziran 2015 Pazartesi

ŞİZOFREN AŞK



Odanın bir köşesinden diğerine sürükleniyordu kız. Ayakları ezberledikleri hareketi zorlanmadan, tuhaf bir istekle yineliyordu. Sanki vücudundan ayrıydılar. Sanki tüm vücudu işlevini yitirmiş, koca bir hiçlik vardı bedeni yerine; hükmetmekte zorlandığı et parçaları. Sadece ayakları… Ayakları itaatkardı ama ona değil kendilerine. Belli ki onlar bile bırakmak istiyordu diğerlerini tüm bu kaostan kaçıp uzaklaşmak içindi yararsız çırpınışları…

“Ölümün bir tarifi var mı acaba?” diye düşündü birden. Acaba böyle mi oluyordu her uzuv yavaş yavaş vazgeçip direnişten yerini boşluğa mı bırakıyordu? Hızla atmaya çalıştı var saydığı gerçeklerini beyninden ve güldü kendi kendine. İçi boğum boğumdu. Biri kalbinin üzerine bir taş bırakmıştı sanki önce iyice ezip sonra çıkartmak istiyordu. Üzerinde yitenlerin yorgunluğu, bir sonrakinde bitecek gibiydi ama her adımda daha da siniyordu üzerine kimsesizlik duygusu. Bırakıp kendini kabullense karanlığı, belki bu kadar yanmayacaktı canı.  Ama aşk bu değil miydi işte ne kadar kanatırsa, o kadar yerleşirdi içine…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Tasarım : Merve Canbaz